Toplumda endemik şekilde var olan aşı karşıtlığının son pandemi döneminde giderek yaygınlaşma eğiliminde olduğunu izlemekteyiz. Çocuklarına aşı yaptırmak istemeyen velilerin sayısında bir artış gözlemleniyor. Çocuğuna kızamık aşısı yaptırmak istemeyen bir hastam var. Benden de kendisini destekleyecek sözler söylememi bekliyor. Niye? Diye soruyorum. Aşıları sevmiyorum diyor. Aşıların içinde civa var diyor. Kısırlık yapıyormuş diyor. Genetiğimizle oynuyorlar diyor. Buna benzer birkaç argümanı daha var.
Çok sayıda dairesi olan büyük binalar var. Şimdi moda oldu daireleri kombili yapıyorlar. Kaloriferi istersen yakıyorsun, istemezsen yakmıyorsun. Böyle çok daireli bir binada, alt ve üst daireler, yan daireler, karşı daireler kaloriferlerini muntazaman yakıyorlarsa siz kendi dairenizde kalorifer yakmadan idare edebilirsiniz belki. Kendinizce vicdanınızı rahatlatacak argümanlarınız da olabilir. Ne bileyim, kaloriferi sevmiyorum havayı kurutuyor, genzim kuruyor diyebilirsiniz. Ben serin havayı seviyorum beni diri tutuyor diyebilirsiniz. Ama sonuçta komşularınızın sırtından geçinen biri durumundasınızdır. Çok büyük bir binada sizin gibi yapan birkaç daire daha olabilir. Kaloriferlerini düzgün yakan daireler nedeniyle binanın bütünü ısınmaya devam eder. Fakat kalorifer yakan dairelerin yükü giderek artar. Yakmayanların sayısı belirli bir sınıra varınca artık bina ısınmaz olur. Ortak alanlar ve kalorifer yakmayan daireler iyice soğur.
Toplumda hastalıklara karşı aşı olmanın ya da olmamanın sonuçları aynı bu apartman örneğindekine benzer. Büyük nüfus içerisinde aşı olmayan birkaç kişi, kitle halinde aşılanmış nüfusun koruyucu kalkanı içerisinde hastalıktan korunmuş olur. Aşılı bireylere bulaşamayan mikroplar salgın oluşturamaz, aşısız bireylere kadar ulaşacak ortamı bulamazlar. İstiyorsanız aşı olmayın ya da çocuğunuza yaptırmayın. Ama bu toplumun sırtından geçinmekten başka bir şey değildir. Bir nevi beleşçiliktir. Ne bileyim toplum açısından parazit yaşamak bile denebilir belki. Öte yandan aşı yaptırmayanların sayısı belirli bir oranı geçerse toplumda salgınlar, hastalıklara bağlı sakatlıklar, kayıplar oluşmaya başlar. Her şeyi sil baştan etmek gerekir. Oysa 3 – 5 liralık bir polio aşısı çocuğunuzu yaşam boyu çocuk felcinden korur. Ben ilkokul çağındayken çevremizde bir bacağı daha kısa ve ince arkadaşlarımız vardı. Topallayarak gezerlerdi çocuk felci geçirdikleri için. Tir tir titrerdik çocuk felci lafından. Çocukluk günlerimizde bir karabasandı. Ta ben beşinci sınıftayken çocuk felci aşısı geldi Türkiye’ye. Önce iğne şeklindeydi. Birkaç yıl sonra da ağızdan alınan, damla şeklinde olanı çıktıydı. O aşı sayesinde şimdi çocuk felci diye bir korkusu yok velilerin ve çocuklarımızın. Çiçek hastalığı, bir zamanlar dünyayı kasıp kavuran o berbat hastalık artık yer yüzünden kalktı. Dünya çapında çok başarılı aşı uygulama programı sayesinde bu hastalık şimdi dünyada mevcut değil ve bu nedenle artık aşı uygulaması da yapılmıyor.
Kalorifer yakmak istemeyenlere ve aşı karşıtlarına da saygı duyulması gerektiğini söyleyenler var. Müstakil bir evde oturup kalorifer yakmayana veya Suriye, Pakistan gibi bir ülkeye giderken çocuğuna çocuk felci aşısı yaptırmayana bu konuda bir sözüm olmaz. Ama daha düşünceli olmalarını dilerim tabii ki.

Leave a comment