BÜYÜKBABA

İki hafta kadar önce ikinci torunum Gün doğdu. Begüm, gelinim, Güne hitaben bir yazı istiyor anneane, babaanne, dede,dayı, hala gibi aile bireylerinden. Bir kitapçık haline getirecekmiş. Gün büyüdüğünde okuyabilsin diye.

Sevgili Gün,

Bu gün 5 Temmuz 2020, Doğumunun üzerinden 20 gün geçti ancak. Bana gelince, yaklaşık 2 ay sonra 73 yaşımı dolduracağım. Bu zaman farkı aramızda bir iletişim olmasına olanak tanıyacak mı? Bilemiyorum. Şansım yaver giderse okula gittiğini görebilirim diye düşünüyorum. 6 lı, 7 li yaşlar dede ile torun arasında iletişimin iyi olabileceği yıllar. Zaten 3 yaşına geldiğinde biraz top oynarız birlikte, 6 yaşlarında sana satranç öğretebilirim belki.

Üç gün önce hastaneden, doktor kontrolünden dönerken arabada videonu çekmiş annen. Seni kendime çok benzettim. Fizik görünüş olarak değil, duruş olarak. Onurlu ve dikkatli, çevreyle de yeterince ilgili. Bu beni çok duygulandırdı. Kendi küçük çocukluğumu gördüm sana bakarken. Bu duruşun hiç kaybolmasın. Belki bazı şeyler kaybettirecektir ama çok daha değerli kazanımların olacaktır. Girdiğin her ortamda “eşitler arasında en üstün” olduğunu fark edeceksin.

Ne kendi çocuklarıma, ne de bir başkasına hiç öğüt vermedim. Böyle yaparsanız sonucu bu olur, şöyle yaparsanız sonucu şu olur diye yol gösterici olmaya çalıştım. Insanın, seçimlerini kendi özgür buyrultusuyla kendisinin yapması gerektiğine inanıyorum. Fakat 73 yıllık bir yaşamın ardından edindiğim deneyimle sana bir, iki sır vermek istiyorum. Çünkü bunların önceden bilinmesinin yararlı olacağını düşünüyorum.

Bizler zamanın efendileri olmalıyız. Nasıl bir gelecek özlüyorsak bu günden onu kurgulamaya özen göstermeliyiz. Yarin için bu günden çaba göstermez isek ondan fazla bir şey bekleme hakkımız olamaz. İyi bir birey, iyi bir yurttaş ve iyi bir insan olmak için, mutlu ve esen olmak için bu günden çalışmamız, hatta çok çalışmamız gerekir. Tembelliğin karşıtı çalışmak değil, çok çalışmaktır.

Çok çalışmak, yaşamdan zevk almamak değildir. Tam tersine çalışmak insana  yitirilecek zamanı olmadığını, olan zamanını da keyifle geçirmesi gerektiğini öğretir.

Tuhaftır ki, içinde yaşadığımız toplum bizi hazır bilgi bombardımanına tutar. Gelenekler, görenekler, yazılmamış toplum kuralları ve benzeri bir çok şey. Bunların bir bölümü bir toplum olmak için, ortak değerler oluşturmak için gereklidir de. Ama unutmamamız gerek, önyargılar, ideolojiler, izmler, hepsi de düşünce sistemimize peşinen çizilmiş bir rota oluştururlar. Peşin hükümlerin etkisinden kurtulmak, özgür düşünce sahibi olmak ve bilimsel bilgi ile olanaklıdır. Bilimsel bilginin, diğer nitelikleri yanında, en önemli özelliği yanlışlanabilir olmasıdır. En önemli bilimsel gerçek bile yerine daha iyisi gelene kadar geçerlidir. Bilimsel bilgi yanlışlanabilmeye açıktır. Daha iyi açıklayan bilgi geldiği zaman bir öncekinin yerini alır. Oysa ideolojilerde, dogmalarda yanlışlanabilmek söz konusu değildir. Kesin ve değişmez doğrunun kendi sözleri, kendi öğretileri olduğu savındadırlar. Bir kere yanlışlandılar mı bütün sistemin sonudur bu. Ve asla kabuledilemez bir şeydir.

Sevgili Gün,

Sana sağlıklı, huzurlu, gönenç dolu bir ömür diliyorum. Bir dileğim de yaşamında, aynen benim gibi, çok sevebileceğin insanlarla karşılaşmandır. Yaşamda iyi rastlantılar vardır fakat çok seyrektir. Kaçırmamaya çalış.

Büyükbaban

Hüseyin Çetin Öner

Tags:

Before:

Leave a comment