Sevgili Dostum, 65 yıllık sınıf arkadaşım, Hüseyin (Özgen) ara sıra Cunda’daki evinin bahçesinden çiçek resimleri gönderir bana. Hepsinin de ayrı bir hikayesi vardır. Bu defaki mavi – mor bir çiçek resmi.
Çiçekte mavi rengi severim. En sevdiğim çiçek mütevazi vapurdumanıdır. Bir de vaktiyle dedemin yetiştirdiği muhteşem krizantemlerden bordo renkli olanlar ki yapraklarının sırtı altın yaldız gibiydi. Bir daha hiç görmedim.
Dedemin soyadı Gülbakan idi. İlginç bir yaşam öyküsü var. Kütahya’nın Emet ilçesinden okumak için çıkmış, İstanbul’da Polis Okulundayken isyan ettiklerinden dolayı okul Ankara’ya sürgün edilmiş ve ardından hepsi askere alınarak cepheye sürülmüş. Önce Balkan Harbi, ardından Yemen cephesi. Günde 12 hurma tayınla kolera geçirmiş at üzerinde. Ardından Rus cephesi ve Kurtuluş Savaşı. Vücudunda 3 şarapnel vardı. Savaş bitip ordu terhis edilince ne yapsın tekrar polislik mesleğine dönmüş. İyi rumca ve fransızca bilirdi. Rumca bildiği için Beyoğlu, Adalar ve Tarabya’da baş komiserlik yapmış. O zamanlar başlamış evinin bahçesinde oradan, buradan getirttiği çiçekleri yetiştirmeye. Soyadı kanunu çıkınca Gülbakan olarak almış soyadını. Polislikten emekli olunca Beykoz’da Mobil Oil tesislerinde baş bahçıvan olarak çalışmaya başlamış. Ben bu zamanlarını hatırlıyorum. Beykoz’daki evin bahçesinde, daha alçak arka kısımda meyve ağaçları vardı. Geri kalan ön taraf ise çiçek bahçesiydi. O zaman için Beykoz Parkından daha güzeldi. İnsanlar seyretmek için gelirlerdi. Yürüme yolları, bordürler vardı. Her mevsim çiçek eksik olmazdı. Bir bölüm çiçek geçerken hemen başka cinsler açardı. Sırayla giderdi hepsi. Kışın çiçek açan o kadar çok bitkinin olduğunu o bahçe sayesinde biliyorum. Mayıs ortasında laleler açardı rengarenk. Hepsinin soğanı itinayla saklanırdı. Yılbaşından sonra amberler çiçek açardı sarı sarı. Çok yoğun ama bir o kadar da güzel kokusunu unutamam. Bulup bir tane apartmanın bahçesine dikmeliyim, bir Japon baharıyla birlikte. Genelde birlikte açarlar ve ikisi de yapraksız kuru dallar üzerinde.
Dedemin bahçesinde amber diye bildiğimiz bitkinin ne olduğunu buldum sıkı bir araştırmadan sonra. Adı chimonantus praecox. Türkçede kış tatlısı diye tuhaf bir isim takmışlar. Dalaman’da bir fidanlıkta buldum. Getirttim bir tane ve apartmanın ön bahçesine diktim, üç hafta oluyor. Tuttu neyse ki. Bakalım kaç yıl sonra açacak ? Resmini çektim, hemen Hüseyin’e gönderdim. Hele bir çiçek açsın bütün dostlara göstereceğim. Böyle muhteşem bir koku duydular mı şimdiye kadar?
Kasım 2022

Leave a comment