MARTILAR

Liseden sınıf arkadaşlarımla bir whatsapp grubumuz var. Kaybettiğimiz arkadaşlarımızın eşleri de onların yerine grupta kalmaya devam ediyorlar çoğunlukla. Kah maçlardan yazışırız, kah geyik yaparız. Bazen de entellektüel seviyesi bayağı yüksek konular etrafında dolanır bazen de nostaljik takılırız. Son günlerde neden bilemiyorum vapurlar ve martılar üzerinde paylaşımlar çoğaldı.

Martılar kıyı kentlerinin rengidir. Vapurdan havaya atılan simitleri ( şimdilerde ekmekleri) kapışları ve vapurun etrafında sürüler halinde dolanışlarını seyretmek yolculuk boyunca insanı oyalar ve birçoğumuz martıları severiz. Bunda renklerinin beyaz olmasının ve denizle özdeşleşmiş olmalarının rolü büyüktür her halde.
Öte yandan günümüz istanbulunda martılar deniz kuşundan daha ziyade kara, hatta çöplük kuşu olmuşlardır. En büyük martı kolonisi ümraniye çöplüğünde veya benzer çöplüklerde konuşlanmıştır. Martıların kavgacı karakterleriyle giderek şehrin kuş faunasını etkilediklerini gözlemliyorum. İlkbaharda balkonlarımıza yuva yapan kırlangıçlar artık pek yoklar. Kumrular da öyle. Mahallenin güvercinleri de birer ikişer çekildiler. Sözümona hayvansever diye geçinen yaşlı teyzelerin oraya buraya ölçüsüzce bıraktıkları kedi mamaları sayesinde bizim sokak artık bir martı cenneti oldu.
Martılara aldırış etmeyen ve onlardan kaçmayan bir tek kargalar var. Kargaları hiç sevmezdim ama son günlerde onları gözlemliyorum. Aptal olmadıkları, hatta kurnaz oldukları ve gereğinde şakacı oldukları anlaşılıyor. Kedilerin kuyruğunu çekiştiriyorlar, onlarla dalga geçiyorlar ve kendilerince bir oyun oynuyorlar. Ben balkonda otururken bahçe duvarına konup beni seyreden bir karga var. Geçen gün balkon camını tıklatıp ardından camı açıp balkonun köşesine bisküvi parçaları koydum. Ben camı kapattıktan sonra gelip tane tane aldı gitti bisküvileri. Şimdi her gün, aynı saatlerde bu ritüeli uyguluyoruz. Emeklilik ve yaşlılık böyle bir şey herhalde. Henüz bir isim koymadım. Kız mı? Erkek mi bilemiyorum ki. Ama bu işi çok uzatabileceğimi sanmıyorum öte yandan.
İstanbul’un kuşları deyince ben martıları değil de karabatakları severim. Bir düzen vardır toplumlarında. Uçarken bile düzeni bozmazlar. Birlikte yaşarlar, birlikte dinlenirler ve başka kuşlara veya kedilere bulaşmazlar. Sizden simit dilenmezler ve çöplüklerde göremezsiniz onları. Duruşları asildir, uçuşları kibardır. Hırçınlığa dair bir şey gözlemlemezsiniz onlarda. Görünüşleri çoğu insan için sempatik olmayabilir ama tavsiye ederim karabatakları gözlemleyin bir fırsatta,İstanbul’un karmaşasına karşın

Tags:

Up next:

Leave a comment